Finlandiya’da Çocuk Esirgeme Kurumunun Yaratıcı Etki Yatırımı Modeli
Finlandiya, iki yıldır Birleşmiş Milletler tarafından dünyanın en mutlu ülkesi seçiliyor. Finlerin bu başarısındaki önemli faktörlerden birisi de özel sektörün toplumun tamamına fayda sağlayacak şekilde yönlendirilebilmesi. Bu konuda dünyada yeni gelişmeye başlayan etki yatırımı konseptinin bir çok yaratıcı uygulamasını Finlandiya’da görebiliyoruz.
Etki yatırımı dediğimiz konsept 2000’li yılların başından beri gittikçe yaygınlaşmaya başladı. Kısaca anlatmak gerekirse, etki yatırımı parayı elinde tutan sermayedarların kâr elde ederken aynı zamanda toplumu olumlu yönde değiştirme çabası. Kapitalist sistemin içinde bir taşta iki kuş vurarak hem daha fazla para kazanırken hem de toplumu olumlu anlamda değiştirebilmek.
Finlerin oldukça iyi çalıştığı bilinen bir sosyal devlet modeli var. Peki Finlandiya etki yatırımı modelini nasıl uyguluyor?
Devletin toplumun refahı için üstlendiği fonksiyonlar çoğu ülkede olduğu gibi vergilerle finanse ediliyor. Eğer devletin bir problemi çözmek için ortaya koyduğu proje başarısızlıkla sonuçlanırsa, vergilerle harcanan para boşa gitmiş oluyor. İşte etki yatırımı, bu riski özel sektöre aktarmanın bir yolu olarak kurgulanmış durumda.

Finlandiya’daki sosyal devlet yapısı, ailelerinde yeterli ilgiyi görmeyen, çeşitli problemler yaşayan çocukların devlet bakımına alınmasını şart koşuyor. Fakat devlet bakımına alınan çocukların devlet bütçesine maliyeti yıllık 160.000 Euro. Yani, Finlandiya devleti eğer bir çocuğun ailesinde huzurlu bir hayat yaşamasını sağlayabilirse, bu 160.000 Euro devlet bütçesinde kalacak. Finlandiya, bu amaçla bir etki yatırımı modeliyle özel sektördeki yatırımcıları bu problemi çözmek için harekete geçirdi. Nasıl mı?
Geçmiş yıllara dayanan verilere göre 4 kritik değişkenin 4’ünde de problem yaşayan çocukların %98’i 16 yaşına gelmeden devlet bakımına alınıyor. Bu bahsettiğim 4 kritik değişkenin anne ve babanın uyuşturucu bağımlısı olması, ailenin toplam gelirinin belirli bir seviyenin altında olması gibi devletin farklı mekanizmalarla aileleri yakında izleyebildiği değişkenler.
4-12 yaş aralığında, hala ailelerinin yanında yaşayan ve önümüzdeki yıllarda çok büyük ihtimalle devlet bakımına alınacağı öngörülen çocuklar (ve aileleri) etki yatırımı projesinin kapsamına alınıyor. Öncelikle modeldeki oyuncuları açıklayalım:
Yararlanıcılar: Çocuklar ve aileleri
Sosyal Güvenlik ve Çocuk Esirgeme Kurumu/Bakanlığı: Bu çocukları ve aileleri yakından izleyen devlet kurumları. Çocukların devlet bakımına geçmesi durumunda çocuk başına yıllık 160.000 EUR kaynak ayırması gereken kurum.
(Etki) Yatırımcıları: Bu problemi önleyici metotlarla devlet kurumlarından daha verimli şekilde çözülebileceğine inanan yatırımcılar.
Hizmet Sağlayıcılar: Çocuklar için yenilikçi ve etkili sosyal çözümler üreten dernek ve/veya şirketler
Bağımsız Denetçiler: Devletin, yatırımcıların ve hizmet sağlayıcıların ortak olarak kabul ettiği bağımsız denetleyiciler hedeflenen sosyal etkinin gerçekten oluşup oluşmadığını kontrol ediyor.
Kontrat ise şu şekilde: Eğer devlet kurumunun %98 ihtimalle devlet bakımına alınacağı öngörülen bu gruptaki çocuklar 18 yaşına kadar ailelerinde kalmaya devam edebilirse, devlet bakımı almayan her bir çocuk için devlet yatırımcıya 80.000 Euro para ödeyecek. Bu sayede hem devlet kurumu 160.000 Euro yerine 80.000 Euro ödemiş oluyor, hem de yatırımcılar her bir çocuğu ailelerinde huzurlu bir ortam yaratacak çözümleri daha ucuza geliştirip gerçekleştirdiği için ürettikleri olumlu sosyal fayda karşılığında kâr elde etmiş oluyor. Yani kazan-kazan-kazan. Toplum daha huzurlu bir hale geliyor, vergilerden gelen paradan tasarruf yapılmış oluyor, yaratıcı çözümler üreten özel yatırımcılar yatırdıkları parayla kar elde etmiş oluyor.
Peki devlet, hizmet sağlayıcılardan kendisi hizmet satın alamaz mıydı? Etki yatırımının buradaki katma değeri ne?
- Yenilikçi ve yüksek riskli çözümlerin çalışmaması durumda vergi paraları harcanmamış, özel yatırımcının parası riske edilmiş oluyor. Yani devlet riski sermayedarlara yüklemiş oluyor.
- Özel sektörün devlet kurumlarına göre çok daha çevik bir şekilde kendini yenileyerek, kâr elde edebilmek adına daha yenilikçi çözümleri geliştirebilmesi için uygun ortam sağlanmış oluyor.
Tabi ki böyle bir modeli kurabilmek için çok ciddi istatistiki veriye sahip olmak ve analiz edebilmek gerekiyor. Bir çocuğun devlete maliyetinin hesabı, aileleriyle yaşayan her bir çocuğun devlet koruması altına alınma ihtimalini hesaplayabilmek, bu çocukların hangi önleyici tedbirlerle en etkili şekilde hayatını iyileştirilebileceğini analiz edebilmek gibi birçok parçayı çok iyi modelleyebilmek gerek.
Kaynaklar:
https://www.sitra.fi/en/news/sitra-and-me-saatio-launch-first-social-impact-bond-finland/